PERYÖN Kongre

Sevgili PY Okurları,

Kongre hazırlıklarımız heyecanla devam ediyor. Bu yıl da kongremizde iş dünyasında “Çalışanların potansiyellerini ortaya koyup geliştirebilecekleri; kendilerinin, şirketlerinin ve ülke refahının artması için yapılanları, yapılması gerekenleri Türkiye’den ve dünyadan örneklerle ortaya koyacağız.

İş dünyası yalnızca “işten ibaret” sınırlı bir alan değil. İşimiz bizle beraber birçok insanı ve onların ailelerini etkiliyor. Dijital dünyada herşey o kadar hızlı değişiyor ki, bunun farkına varamayıp değişimi yönetemeyenler beklemedikleri bir anda sistemin dışında kalabiliyor. Yeni dünya düzeninde değişime ayak uydurup değer yaratabilenler var olmaya devam ediyorlar.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da kongremizde gündem yaratacak özgün konuları ve alanında uzman profesyonelleri ve akademisyenlerini dinleme fırsatı bulacağız. Kongremiz iş dünyasını bir araya getirip yeni network’lerin kurulmasına ve mevcutların güçlenmesine destek oluyor.

Bildiğiniz gibi 2016’da PERYÖN olarak, İnsan Yönetimi Dernekleri Dünya Federasyonu (WFPMA) tarafından düzenlenecek 16. Dünya İnsan Kaynakları Kongresi’ne İstanbul’da ev sahipliği yapacağız. Bu yıl kongremizi Haliç Sütlüce’ye taşıdık ve 100’ü aşan değerli konuşmacımız ve gündem yaratacak oturumlarla 3000’ün üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı planlıyoruz.

Sizlerin gösterdiği ilgi ve destekleriniz bizi “daha iyiyi” yapmak için motive ediyor. Kongre, Akademi çatısı altında eğitimler, fark yaratan projeleriyle PERYÖN bu gücünü Türkiye’de insan yönetimini geliştirmeye gönlünü vermiş üyelerinden, gönüllülerden, destek için sponsor olan firmalardan alıyor. Yani gücünü potansiyelini ortaya koyabilen “insan”dan: Kaynaklarını paylaşarak, değer çoğaltan “insan”ın gücünden alıyor. Potansiyel de tıpkı sevgi gibi paylaştıkça çoğalır, gelişir ve geliştirir.

Sizleri kongremize, eğitimlerimize, proje gruplarımıza katılımcı olmaya değil birlikte değer yaratmaya davet ediyorum.

Sizi PERYÖN’e destek olmaya değil, Türkiye’de insan yönetiminin bugünü ve geleceğini birlikte şekillendirmeye çağırıyorum.

 

Sevgi ve Saygılarımla,

 

Kule Hayali

Değerli PY Okurları,

Yaz mevsimine bir türlü merhaba diyemediğimiz bu günlerde sizlere “sıcak” bir merhaba diyerek yazıma başlamak istiyorum. Sizlerin de takip ettiği gibi PERYÖN olarak gönüllülerimizle birlikte Türkiye’de insan yönetimini geliştirmeye yönelik çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.

En iyi insan yönetimi uygulamalarına sahip olan şirketlerin ödüllendirildiği PERYÖN İnsan Yönetimi Ödülleri sistemimizi yeniliyoruz ve ayrıca PERYÖN Akademi olarak da yeni bir İnsan Yönetimi Uzmanlık gelişim programı başlatıyoruz. Yönetim Kurulu üyelerimiz, dernek profesyonelleri ve uzman ve akademisyenlerden oluşan gönüllülerimizin de desteğiyle aylardır süregelen çalışmalarımızla ilgili sizleri önümüzdeki günlerde daha ayrıntılı bilgilendireceğiz.

2015 Kongremiz ve 2016 Dünya kongresi çalışmalarımız da eş zamanlı olarak devam ediyor. Bu sene de gündem yaratacak konuları sizlerle buluşturacağız. Gönüllülerimizin işbirliği ve desteğiyle her sene çıtayı yükselttiğimiz kongre etkinliğimizi Dünya kongresiyle birlikte Uluslararasi platforma taşıyor olmak da bizi gururlandırıyor.

Aslında herşey bir hayalle başlıyor. Yazılarımı takip edenler zaman zaman 4 yaşındaki kızım ve ondan öğrendiklerimden bahsettiğimi bilirler. Zaman zaman birlikte legolardan kule yaparız. Aslında farklı renklerden oluşan kare, dikdörtgen plastikleri üst üste koyarız. Birbirine benzeyen kuleler yaparız ancak hayal gücümüzün sayesinde bu kuleler bazen robot, bazen insan bazen de gökdelen olurlar. Bazen kendimi kaptırdığım ve kuleler yıkıldığı zaman üzüldüğüm de olur… Kızım için bu her zaman bir oyundur ve her aşamasında çok eğlenir.

Şu an düşününce aslında bilgi çağında çalışanların yaptığı işlerin de kule yapmaktan pek farklı olmadığını görüyorum. Düşünsenize işyerlerimizde de aslında sürekli kuleler yapıyoruz. Şanslıysak kendimizin ancak çoğu zaman da başkalarının hayallerini gerçekleştiriyoruz. Birbirinin benzeri aksiyonları yapıyoruz ancak sonuçta hepsi farklı bir ürüne dönüşüyor. Yani biz sunumlar, görüşmeler, toplantılar yapıyoruz, excel ve word dosyalarıyla uğraşıyor, raporlar, emailler yazıyor, telefonlara cevap veriyoruz. Her ay, her gün ve her saat o kulelerin küçük küçük parçalarını üst üste koyuyoruz. Bazen yıkıldığını görüyoruz üzülüyoruz; bazen bittiğini görüp kendimiz yenisine başlamak için yıkıyoruz; bazen ise ne olduğunun farkına bile varmıyoruz.

Merak ediyorum tüm bunları yaparken hangi hayali gerçekleştirdiğimizin ve çocuksu oyuncu yönümüzün farkında olsaydık hayatımız nasıl farklılaşırdı?

Yöneticiler size seslenmek istiyorum… Ekibinizden birinden basit bir excel tablosu istediğinizde onunla hayalinizi paylaşın, bu tablonun tıpkı kule yapıyor gibi hangi parça olduğunu anlamasını ve ne kadar önemli bir iş yaptığının farkına varmasını sağlayın. Hata yapmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu ve tıpkı bir çocuk gibi işimizi yaparken heyecan ve eğlenceyi de unutmamız gerektiğini de hatırlatın. Belki bu iş normalden daha çok vaktinizi alacak ancak göreceksiniz iş stresini azaltacak ve kısa sürede verimlilik, bağlılık ve motivasyonun da yükseldiğini gözlemleyeceksiniz.

PERYÖN’de tüm çalışmalarımızı gönüllülerimizin ve insan yönetimi gelişimine gönül vermiş firmaların desteğiyle yürütüyoruz. İdeallerinizi gerçeğe dönüştürmek ve potansiyelinizi geliştirmek için fikirlerinizi, projelerinizi ve çalışmalarınızı PERYÖN’le paylaşın. Şunu hatırlatmak isterim ki bugün sizleri buluşturduğumuz birçok proje geçmişte gönüllülerimizin birer hayaliydi… 44 yıllık geçmişe sahip derneğimiz bu hayaller ve keyifli, keyfi olmayan emek yoğun çalışmalarla gelişip büyüdü ve bugünkü halini aldı.

Bu vesileyle geçmişten bugüne ve geleceğe PERYÖN’ün çalışmaları için gönlünden parça koyan ve koyacak desteğini esirgemeyen herkese emekleri için teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

İyi ki var oldunuz, iyi ki varsınız.

Sevgi ve Saygılarımla,

 

Kadın Olmak

Değerli PY Okurları,

Zaman hızla akıyor, yeni yılın ilk aylarını geride bırakıp bahara merhaba dediğimiz günlerdeyiz. Mart ve Nisan ayı birçok global ve kurumsal şirkette yeni yılın hedeflerinin belirlendiği ve ücretlerle ilgili ayarlamaların yapıldığı yoğun geçen aylardandır. İşte bu yoğun günlerimizde sevgili PERYÖN dostu Murat Yeşildere’nin moderatörlüğünde kongre danışma kurulumuzu gerçekleştirdik. Alanında uzman profesyoneller, yöneticiler ve akademisyenlerle insan yönetenlerin masasındaki konuları tartıştık. Her sene olduğu gibi 2015 ve 2016 Dünya kongrelerimizde iddalı, özgün konuları insan yönetimi profesyonelleriyle buluşturmak ve Türkiye’de İnsan Yönetimini gönüllülerimizle geliştirmek için hep birlikte kolları sıvadık.

Bugün Türkiye’de mevcut insan yönetimi sistemlerinin birçoğu Dünya ile yarışır durumda ve PERYÖN tüm bunların paylaşılması için birbirinden etkin platformlar sunmaya devam ediyor. Gönüllülerimizin ve insan yönetimine katkıda bulunmak isteyen öncü firmalarımızın da desteğiyle; Kongre, zirveler, akademi, yayinlar, üyelerle toplantılar, ikmetre gibi araçlar insan yönetimi alanında çalışan birçok profesyonele ulaşıyor.

Çoğu zaman gönüllü aktivitelerimizi güneş ışığından faydalanarak büyüteçle ateş yakmaya benzetiyorum. Bir kere ateş yandı mı gerisi geliyor. Ateşi yakana kadar canla başla ve odağımızdan ayrılmadan çalışmamız gerekiyor. Geçtiğimiz ay KOBİ’lerde insan yönetimi odak alanımızla ilgili ilk ateşimizi gonulden verilen desteklerle yaktık. Bu alanda ateşimizi kuvvetlendirecek gönüllü bireysel ve kurum destekleriyle yolumuza güçlenerek devam edeceğiz.

Sizlerle iletişimimiz ne kadar kuvvetli olursa PERYÖN’ün o kadar çok katma değer ve fayda yaratacağını düşünüyoruz. Sosyal medya ve intranet üzerinden daha etkin iletişim kurabileceğimiz platformlarla ilgili çalışmalarımıza başladık. Unutmayın her zaman görüş, öneri ve katkılarınıza ihtiyacımız var.

İş dünyasında çalışan kadın olmak bir macerayken bunun üzerine liderlik rollerinde ve anne ya da farkli sorumluluklara sahip olmak duruma ayrıca “survivor” tadı da katıyor. Erkeklere göre negatif başladığın iş hayatında sürekli kendine süper bir kahraman olmadığını sadece insan olduğunu hatırlatmak durumunda kalıyorsun. Çocuğuna ya da diğer sorumluluklarına yeterince zaman ayıramadığın zaman suçluluk duyuyorsun. Öte yandan erkeklerin bu konuda oldukça rahat olduklarını , kimsenin onları suçlamadığını gözlemliyorsun.

Bir de aydın olduğunu düşündüğün insanların bile “kadın kariyer peşinde koştuğu için çocuklarını bakıcıların büyüttüğünü ve bu yüzden şımarık bir neslin yetiştiğini” söylediği bir ortamda olduğunu farkettiğinde şaşırıyorsun.

Çok işimiz var, çok… Haydi yürekleri ve hayalleri büyük insan yonetimine gönül veren tüm arkadaşlarım; her insanın tam ve eksiksiz olduğunu, tüm farklılıklarıyla içindeki potansiyeliyle eşsiz olduğunu anlatmaya hep birlikte devam edelim. Dünyayı kurtarmak size mi kaldı diyenlere inat, aydınlıktan bakmaya ve ilerlemeye devam…

Sevgiler,

Yaşayan Şirketler

Değerli PY Okurları,

Kızımı 2,5 yaşındayken ofisime götürmüştüm. Masama oturdu, renkli olan herşeyi tek tek inceledi, klavyenin tuşlarına bastı. Onu gören ekip arkadaşlarım yanımıza geldi, ilgisini çekebilecek fosforlu kalemler, çeşit çeşit biblolar ona verildi. Hepimiz onun orda olmasından dolayı çok mutlu, tüm yoğunluğumuzu unutmuş onunla ilgileniyorduk. Tabi ki Alya’nın ofisten ayrılması kolay olmadı…

O gün bugündür Alya hep benimle işe gelmek istiyor. İşyerim onun gözünde; arkadaşlarımla sohbet ettiğim, fosforlu kalemlerle yazıp çizdiğim herkesin benimle ilgilendiği çok mutlu olduğum bir yer. J

Peter Senge de Arie De Geus’un “Yaşayan Şirketler” kitabına yazdığı önsözünde Çince’de iş kelimesinin “hayat” ve “anlam” karakterlerinden oluştuğundan bahsetmiş, sonra da eklemiş “işyerlerini” işin yapıldığı yerden, birlikte çalışıp hayata anlam kattığımız yerlere nasıl çevirebiliriz?

Sizi bilmiyorum ancak sanayiden bilgi çağına geçişi deneyimlemiş biri olarak ben biraz arada kaldığımızı gözlemliyorum. Bilgi çağı şartlarının geçerli olduğu bir pazarda sanayi çağından kalma sistemlerle çalışıyoruz. Değişen pazarda bilgiye erişim, bilgiyi doğru kullanma, inovasyon ve girişimcilik önemli. Ancak organizasyonlar hala prosedürler, iş tanımları, hiyerarşi, işin parçalara bölündüğü varsayımına dayalı performans sistemleriyle yönetiliyor.

Yetenek adı verilen yüksek potansiyelli kişilerin firmaya kazandırılması, firma içinde yetiştirilerek uzman ve lider rollerine hazırlanması rekabette fark yaratan bir unsur haline geldi. Ancak işi dönüştürmelerini beklenen “yetenek”ler organizasyonda belirlenen iş tanımı ve prosedürlerle hala “kutu”lara oturtulmaya çalışılıyor.

Teknolojik gelişmeler sonucunda iş ofis saatleriyle sınırlanamaz hale geldi. Prosedürde mesai saatleri yazsa da 7/24 çalışır hale geldik. İş hayatımız, hayatımız iş oldu. Geçenlerde üst düzey yönetici bir arkadaşım “çağrı merkezinde müşteri temsilcisi” olmak istediğini söyledi. Nedeni de eve iş götüremeyeceği bir meslek olmasıymış. “Stresli bir iş ancak en azından iş, işyerinde kalır evde çocuğum ve eşimle kaliteli zaman geçirebilirim” diyerek düşüncesini destekledi.

İnsanın işyerlerinde sadece bedenen olması yeterli değil. Yaptığı işe kalbini ve beynini veren “bağlılığı” yüksek Çalışanlar diğerlerinden daha iyi sonuçlar çıkarıyor, organizasyonu başarıdan başarıya sürüklüyor. İnsanı kaynak olarak görmeyen, organizasyonun insan yönetimi yetkinliklerini geliştirecek şirketler bilgi çağında sürdürülebilirliklerini sağlayacaklar. Senge, organizasyonlara yaşayan bir organizma olarak yaklaşıldığında bu değişimin yakalanabileceğini söylüyor.

İşyerlerinin birlikte çalıştığımız hayata anlam kattığımız ortamlar haline dönüşümünde pozitif psikoloji uygulamalarının da faydalı olduğunu gözlemliyoruz.

Tüm bunları organizasyona “Lider”ler kazandırıyor. O nedenle lider gelişimi de organizasyonlar için önemli konuların başında geliyor. Artık etkin organizasyonlar tek başına performans gösteren, organizasyonun kaderini kendi performansına bağlayan baskın ve güçlü liderlere pek sıcak bakmıyorlar. Yüksek performanslı ekipler oluşturup yönetebilen, organizasyonda sürekliliği sağlayacak başka liderler geliştiren alçak gönüllü profiller tercih ediliyor.

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği olarak organizasyonların insan yönetimi becerilerini geliştirmek için Akademi, Bilgi Yönetimi çatısı altında program ve araştırmalarımız, kongrelerimiz, zirvelerimiz ve projelerimizle aralıksız çalışıyoruz. Bir tarafta iş güvenliği gibi temel ve önemli konulara vakit ve enerki ayırırken diğer yandan da pozitif psikoloji uygulamaları gibi çalışanın kendini ifade edebildiği çalışma ortamlarının oluşmasına katkıda bulunan uygulamaları destekliyoruz .

Sizlerin de gönüllü desteklerinizle organizasyonların sürdürülebilirlik ve etkinliklerini artırmak için çalışmalarımıza ve en yeni trendlerle sizleri buluşturmaya devam edeceğiz,

Haydi siz de gönüllü olun, İşyerlerini hayatın anlamını paylaştığımız çalışma ortamlarına dönüştürmek için hep birlikte çalışalım.

Sevgi ve Saygılarımla,

VUCA

Merhaba PY okurları,

Günlerin kısaldığı ve erken karardığı Aralık günlerinde hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Kasım bizim için çok hareketli bir aydı; 2,500 katılımcıyla Avrupa’nın en büyük insan yönetimi kongresini gerçekleştirmenin coşkusunu yaşadık. Aralık ayıyla birlikte yıl bitirme telaşı içerisine girdik. Türkiye ve Dünya gündemi hareketli, kongre açılış konuşmamda da kısaca değindiğim gibi VUCA günlerini fazlasıyla yaşıyoruz.

Kısaca hatırlatayım; VUCA, İngilizce Değişkenlik (Volatile), Belirsizlik (Uncertainity), Karmaşıklık (Complex) ve Karışıklık ( Ambiguity) kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Bugünün değişken, istikrarsız ve ne olacağı önceden tahmin edilemeyen, belirsizliklerle dolu dünyasını tanımlamaya yardımcı olan bir model.

VUCA, aynı zamanda Zulu dilinde “uyan” anlamına geliyor. Hepimizin uyanmaya ihtiyacı var. Önümüzde pek de parlak olmayan bir tablo var; globalleşmenin getirdiği belirsizlikler, teknolojideki hızlı değişim ve hızla değişen müşteri ihtiyaçları, politik ve ekonomik istikrarsızlıklar… Ne yapmalıyız? Bu ortamın geçici olduğunu düşünmeyi biran önce bırakmalıyız.

VUCA dünyasıyla, ancak yüksek potansiyele sahip insan gücü sayesinde başa çıkabiliyoruz. İnsan gücü potansiyelini organizasyonlara kazandırmak ve geliştirmek “liderlerin” sorumluluğudur. İyi liderler, insanların potansiyelini ortaya çıkaracak iş sistemleri ve çalışma ortamlarını tasarlar ve yönetirler. Kendi başarılarına bağlı organizasyonlardan ziyade, organizasyona “bağlı” liderleri yetiştirmeye önem verirler. Liderler bunu organizasyonun insan yönetimi becerilerini geliştirerek yaparlar.

İşte biz de PERYÖN derneği çatısı altında gönüllü insan yönetimi profesyonelleri olarak Türkiye’de insan yönetimi gelişimine destek oluyoruz. İnsan gücü potansiyelinin gelişmesi en önemli hedefimiz; o nedenle yeni dönemde odak alanlarımızı, Gençlerin ve Kadın Liderlerin potansiyellerini geliştirme ve KOBİ’lerde insan yönetimi uygulamalarını geliştirmek olarak belirledik. Ekonominin yüzde 80’ini oluşturan KOBİ’lerimizde, insan yönetimi uygulamalarını geliştirmeye odaklanırsak, potansiyel gelişimine en çok katkıyı yapabileceğimizi düşündük.

Hepimiz, hayatımızda bazı seçimler yapıyor ve kararlar alıyoruz. Bunu yaparken önümüzdeki tabloya baktığımızda, karanlığa odaklanıp, şikayet etmeyi ya da sorumluluktan kaçınmayı seçebiliriz. Ya da aydınlığa bakıp, yapabileceklerimize ve değiştirebileceklerimize odaklanırız. İkinciyi yani çözümün parçası olmayı seçtiğinizde, sadece kendinizin değil bir çok kişinin hayatını iyi yönde değiştirme gücüne de sahip olursunuz. Değer yaratmayı seçip ilerlediğinizde, ışığınızla birçok kişinin dünyasını aydınlatacaksınız; sizin ya da başkalarının önemsiz gördüğü küçük detaylar başkalarının hayatını değiştirecek kadar önemli katkılar olabilir. Örneğin bir gence mentorluk yaptığınızda, onun potansiyelini daha iyi kullanacağı ve doğru mesleği seçeceği bir karar vermesini sağlayabilir ve onun hayatını olumlu yönde değiştirebilirsiniz. Belki tüm dünyayı kurtaramazsınız, ancak bir kişinin dünyasını aydınlatabilirsiniz…

Yeni dönem projelerimizde görüşmek üzere hepimize aydınlıklarla dolu bir 2015 diliyorum, sevgiyle kalın.