İşini severek yapan da yorulur ama tükenmez

İngiltere’nin Peryön’ü CIPD (Chartered Institute of Personnel and Development), her yıl Harrogate’te çoğunluğu İngiliz olan binlerce insanın katıldığı “insan yönetimi kongresi” düzenliyor. Bu yıl 24-26 Ekim arasında düzenlenen kongreye katılarak Marcus Buckingham’ın da arasında olduğu birbirinden değerli konuşmacıları dinleme fırsatı buldum.

Buckingham, “First break all the rules” (Önce kuralları yık), “Now discover your strengths” (Şimdi güçlü yönlerini keşfet) ve “One thing you need to know” (Bilmen gereken tek şey) kitaplarının yazarı, yöneticilik ve liderlik konularında danışmanlık yapıyor.

17 yıl boyunca Gallup’ta kıdemli araştırmacı olarak çalışmasının sonucunda geliştirdiği “güçlü yönlerinizi geliştirin, güçsüz yönlerinizi kontrol altına alın” düşüncesiyle, kendi deyimiyle “güç devrimi” gerçekleştirdi.

Çocuğumuzun karnesinde 1 pekiyi, 4 iyi ve 1 zayıf görseniz ve yalnızca bir derste ona yardım etmek için fırsatınız olsaydı, bu hangisi olurdu?

Konuşmasında bu soruyu sorduğunda çoğumuz “Zayıf olan için vakit ayırırdık” diye cevap verdik.

Onun görüşü ise kısaca “pekiyi” olanı biraz daha geliştirmek ve zayıfı “orta” yapmak üzerine kurulu. Zayıf yönlere odaklanmak zaman ve para kaybı anlamına geliyor. Bunun yerine kişinin güçlü yönlerini ve henüz güçlü olmasa da doğasında bulunan yönlerini ortaya çıkarması ve geliştirmesi için yatırım yapılması gerektiğini savunuyor.

Buckingham’a göre çalışanın başarılı olması ve organizasyonun ileriye gitmesi için sadece güçlü yönlerin kullanıldığı işler oluşturmak yetmiyor. Motivasyonun, başarıda önemli bir etken olduğunu ve kişi yaptığı işi sevmediği sürece güçlü yönlerini kullanıyor olsa da uzun dönemde başarılı olmasının mümkün olmadığını belirtiyor. “Güçlü yönünü kullanarak sevdiği işi yapan kişiler mutludur, yorulabilirler ancak hiçbir zaman tükenmiş hissetmezler” diyor.

Kişilerin önce kendileri ve daha sonra yöneticilerinin yardımıyla bu yönlerini keşfedip geliştirmeleri gerekiyor. Bunu, konuşmasında ilinç bir benzetme yaparak anlattı: “Ortalama yöneticiler dama, iyi yöneticiler satranç oynar. Damada her taş aynıdır ve kolayca birbirinin yerine geçebilir, ancak satrançta her taşın ayrı özelliği vardır ve iyi oyuncu hangi taşla hangi hamleyi yapacağını bilir. Bireylerin farklılıklarını, güçlü ve zayıf yönlerini anlayarak onları başarı getirecek plana entegre etmek, iyi yöneticinin işidir. Kişiler yöneticileri tarafından güçlü yönlerinin keşfedilmesini beklememeli, proaktif davranarak kendilerini gösterecek fırsatlar yaratmalıdır.”

Kongrenin “Neden birileri sizin tarafınızdan yönetilsin?” adlı diğer ana oturumunda, Gareth Jones ve Rob Goffee de başarılı olmak isteyen yöneticilere benzer bir mesaj verdi. Yöneticilerin başarılı olmaları için “tüm zayıf ve güçlü yönleriyle kendilerini kabul etmeleri ve daha nitelikli hale gelmeyi öğrenmeleri” gerektiğini söylediler.

Tek tip insan haline gelmek için tasarlanmış eğitim sistemlerinden geçen insanları, farklılaştırıp, içlerindeki cevheri önce kendilerinin sonra da çevredekilerin ve organizasyonların fark etmesini nasıl sağlayabiliriz?

Yakın gelecekte başta insan kaynakları profesyonelleri olmak üzere insan yönetiminden sorumlu herkes bu sorunun cevabını arayacak.

Bir Cevap Yazın