Zor zamanlarda çalışan bağlılığı

Adını anmasak da; iş yapma şeklimizi, alışkanlıklarımızı değiştirmesek de; yokmuş gibi davransak da; teğet geçti, geçiyor desek de kriz yaşamımızın tam orta yerine oturuverdi. Sektörel olarak krizden etkilenen bazı şirketlerde toplu personel çıkışlarının yapıldığını duyuyoruz. Çıkarılanlar üzgün, kalanlar huzursuz; elleri yüreklerinde sırada olma ihtimalini düşünerek çalışmaya devam ediyorlar.

Değişen ekonomik koşulların global yönetim trendlerini etkilediğini görüyoruz. ‘İş yaşam dengesi’ aktiviteleri, yönetim gündeminde alt sıralara gerilerken, çalışan memnuniyeti sağlamaya yönelik aktiviteler de yerini çalışan bağlılığı çalışmalarına bırakıyor. Towers-Perrin şirketinin 2007-2008 yıllarında 90 bin çalışanı baz alarak gerçekleştirdiği global araştırma sonuçlarına göre, çalışan bağlılığı arttıkça şirketin finansal göstergeleri olumlu yönde etkileniyor. Şirketine bağlı çalışanlar beklenenin üzerinde çaba sarfediyor ve şirketten ayrılma kararını daha zor veriyor. Ayrıca araştırmaya göre, üst yönetimin çalışanlarına verdiği önem ve sözlerinin arkasında durması, bağlılığı arttıran en önemli etkenler olarak sayılıyor.

Zor zamanlarda çalışan bağlılığı odaklı, başarılı yönetim işaretlerini aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz;

  • Şirketin hedefleri net bir şekilde belirlenmiş ve çalışanlarla paylaşılmıştır. Çalışanlar görevlerinin gereğini, sorumluluklarını ve bireysel hedeflerini gerçekleştirdiğinde, şirket hedeflerine olan katkılarının farkındadır.
  • Çalışanların belirlenen hedeflere ulaşıp ulaşmadığı ölçülür ve çalışanlara yöneticileri tarafından düzenli geri bildirim verilir.
  • Sistemler iyi performansla kötü performansı ayırt edici bir şekilde yapılandırılmıştır. Yönetimde bulunan kişiler, taşın altına ellerini koyarak düşük performansı tespit eder ve düzeltici tedbirleri krizi beklemeden alır.
  • Çalışanlarla düzenli ve şeffaf iletişim kurularak şirketin ekonomik durumu ve işlerle ilgili bilgilendirmeler yapılır. Böylece dedikodu gibi informal iletişim kanallarının oluşması önlenir.
  • Hepsinden önemlisi yönetim olarak söylediğinin arkasında durur ve söyledikleriyle çelişki yaratabilecek eylemlerde bulunmaz.

Krizden etkilenen, dibe vuran ve çıkamayan bazı firmalar, varolma savaşı içerisinde son çare olarak ‘işten çıkarmaya’ başvuruyor. Bazıları ise ekonomik göstergeleri iyi olduğu halde ‘krizi’ daha az personelle daha çok iş yapmak için fırsat olarak görüyor.

Personeline safra muamelesi yapıp opearsyonu gerçekleştirdikten sonra kalana da aba altından sopa göstererek, “Çalış yoksa dışarıda senin yerini alabilecek binlerce işsiz var” diyor. Kriz nedeniyle işine son verildiğine inanan personel ve onun firmada çalışmaya devam eden arkadaşları, kısa bir süre sonra firmanın kârlılık açıklamalarını duyuyor ve yönetime olan güvenini kaybediyor. Böyle davranarak uzun dönemde, geçici olarak elde ettikleri tasarruftan daha değerli, şirket finansal göstergelerine doğrudan etkili olan ‘çalışan bağlılığını’ kaybediyorlar.

Şunu unutmamak gerekir ki, bugün yapılanlar geleceği yaratır. En değerli şirket varlığının insan olduğunu vizyon ve misyon olarak şirket duvarlarına asabilirsin. Parayla ölçülemeyecek bir şey başarmak ve yarınlar için değer yaratmak istiyorsan, bunu çalışanının yüreğine yazmalısın.

Bir Cevap Yazın