Görünmeyen Engeller

Kariyerimin başlarında yapmış olduğum bir iş görüşmesini hiç unutamam. İş görüşmesi yapmaya yeni başladığım yıllardı. Görüşeceğim adayı heyecanla karşıladım ve tokalaşmak için sağ elimi ona doğru uzattım, aday bana sol elini uzattığında sağ el parmaklarının olmadığının farkına vardım. Çok utandım, sağ elimi uzatmış olmakla kişiyi zor durumda bıraktığımı düşündüm. Anlık bir şaşkınlıktan sonra hemen toparlandım. Bir yandan iş görüşmesini yapıyor, içimdense adaya eliyle ilgili soru sormalı mıyım, görmezden mi gelmeliyim onları düşünüyordum. Kararımı vermiştim, ona engeli olmayan bir insan gibi davranacaktım.

Bu düşünceyle, görüşme bittiğinde tokalaşmak için yeniden sağ elini kavramak için elimi uzattım. O ise bana sol elini uzattı.

Maalesef tecrübesizliğim ve bilgisizliğim nedeniyle duyarlı olmak adına duyarsız bir davranışta bulunmuştum. Bugün aynı olayı yaşasaydım ne yapardım?

Yıllar geçti ve ben engelli insanların aslında en çok şikayet ettiği konunun “görünmez olmak” olduğunu öğrendim. Bunu denemek için tekerlekli sandalyeyle işe gitmeyi bir deneyin ya da gözlerinizi bağlayarak. Yapabilir misiniz? Yaptınız diyelim akşam evinize dönebilir misiniz? Bir düşünün yaşadığınız ortamlar engelliler düşünülerek mi tasarlanmış yoksa görmezden gelinerek mi?

Toplum olarak engelli insanlara karşı empatiyle yaklaşıyoruz. Bazen empatinin dozunu abarttığımız da oluyor. Felç olduğu için tekerlekli sandalye kullanan bir arkadaşım bir gün arkadaşlarıyla gittiği bir eğlencede avucuna para bırakan bir kadından bahsetti. Arkadaşım bunu anlatırken gülümsedi ve kadın iyi niyetli yardım etmeye çalışıyordu dedi. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi film, dizi ya da okuduklarımızdan mı kaynaklanıyor bilinmez, engellilere karşı normal bir davranış sergileyemiyoruz. Nedense bir işlerinin olabileceği, mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürebileceklerini düşünemiyoruz. Galiba Türk filmlerindeki gibi evlerine kapanacaklarını, mutsuz olacaklarını ve operasyon için gereken parayı biriktiremedikleri için tekerlekli sandalyeye mahkum olduklarını düşünüyoruz.

Hayat bazı insanlara film gibi gelse de maalesef senaryoyu önceden okuyup ona göre rolümüzü seçemiyoruz.

Arkadaşım bir daha yürüyemeyeceğini biliyor. Her gün tüm zorluklara rağmen işine gidiyor, engeline rağmen yaşamla dans ediyor. Eskimeyeceğini bildiği halde yeni ayakkabılar almaya devam ediyor. Gülerek, belki de diyor bu kadar güçlü bir insan olduğum için başıma bu olay geldi, rakiplerimle durumum eşitlendi.

Bugün aynı görüşmeyi yapsam, o adaya eliyle ilgili sorular sorardım. Ayrılırken de tıpkı onun yaptığı gibi saygıyla diğer elini sıkardım.

Yıllar önceki ilk görüşmemden bu zamana engelli tanımım değişti. Engellerin insanların zihinlerinde olduğunun farkına vardım.

Kulağı olduğu halde işitmeyen, gözleri olduğu halde görmeyen, elleri olduğu halde suya sabuna dokunmayan ve ayakları olduğu halde ilerlemeyen insanlar tanıdım.

Artık engellerine rağmen hayatla danseden insanların tek istediklerinin “tanınmak” ve kendilerine engelleriyle engelsiz yaşayabilecekleri bir ortamın sağlanması olduğunu biliyorum.

Bir Cevap Yazın