Yaşayan Şirketler

Değerli PY Okurları,

Kızımı 2,5 yaşındayken ofisime götürmüştüm. Masama oturdu, renkli olan herşeyi tek tek inceledi, klavyenin tuşlarına bastı. Onu gören ekip arkadaşlarım yanımıza geldi, ilgisini çekebilecek fosforlu kalemler, çeşit çeşit biblolar ona verildi. Hepimiz onun orda olmasından dolayı çok mutlu, tüm yoğunluğumuzu unutmuş onunla ilgileniyorduk. Tabi ki Alya’nın ofisten ayrılması kolay olmadı…

O gün bugündür Alya hep benimle işe gelmek istiyor. İşyerim onun gözünde; arkadaşlarımla sohbet ettiğim, fosforlu kalemlerle yazıp çizdiğim herkesin benimle ilgilendiği çok mutlu olduğum bir yer. J

Peter Senge de Arie De Geus’un “Yaşayan Şirketler” kitabına yazdığı önsözünde Çince’de iş kelimesinin “hayat” ve “anlam” karakterlerinden oluştuğundan bahsetmiş, sonra da eklemiş “işyerlerini” işin yapıldığı yerden, birlikte çalışıp hayata anlam kattığımız yerlere nasıl çevirebiliriz?

Sizi bilmiyorum ancak sanayiden bilgi çağına geçişi deneyimlemiş biri olarak ben biraz arada kaldığımızı gözlemliyorum. Bilgi çağı şartlarının geçerli olduğu bir pazarda sanayi çağından kalma sistemlerle çalışıyoruz. Değişen pazarda bilgiye erişim, bilgiyi doğru kullanma, inovasyon ve girişimcilik önemli. Ancak organizasyonlar hala prosedürler, iş tanımları, hiyerarşi, işin parçalara bölündüğü varsayımına dayalı performans sistemleriyle yönetiliyor.

Yetenek adı verilen yüksek potansiyelli kişilerin firmaya kazandırılması, firma içinde yetiştirilerek uzman ve lider rollerine hazırlanması rekabette fark yaratan bir unsur haline geldi. Ancak işi dönüştürmelerini beklenen “yetenek”ler organizasyonda belirlenen iş tanımı ve prosedürlerle hala “kutu”lara oturtulmaya çalışılıyor.

Teknolojik gelişmeler sonucunda iş ofis saatleriyle sınırlanamaz hale geldi. Prosedürde mesai saatleri yazsa da 7/24 çalışır hale geldik. İş hayatımız, hayatımız iş oldu. Geçenlerde üst düzey yönetici bir arkadaşım “çağrı merkezinde müşteri temsilcisi” olmak istediğini söyledi. Nedeni de eve iş götüremeyeceği bir meslek olmasıymış. “Stresli bir iş ancak en azından iş, işyerinde kalır evde çocuğum ve eşimle kaliteli zaman geçirebilirim” diyerek düşüncesini destekledi.

İnsanın işyerlerinde sadece bedenen olması yeterli değil. Yaptığı işe kalbini ve beynini veren “bağlılığı” yüksek Çalışanlar diğerlerinden daha iyi sonuçlar çıkarıyor, organizasyonu başarıdan başarıya sürüklüyor. İnsanı kaynak olarak görmeyen, organizasyonun insan yönetimi yetkinliklerini geliştirecek şirketler bilgi çağında sürdürülebilirliklerini sağlayacaklar. Senge, organizasyonlara yaşayan bir organizma olarak yaklaşıldığında bu değişimin yakalanabileceğini söylüyor.

İşyerlerinin birlikte çalıştığımız hayata anlam kattığımız ortamlar haline dönüşümünde pozitif psikoloji uygulamalarının da faydalı olduğunu gözlemliyoruz.

Tüm bunları organizasyona “Lider”ler kazandırıyor. O nedenle lider gelişimi de organizasyonlar için önemli konuların başında geliyor. Artık etkin organizasyonlar tek başına performans gösteren, organizasyonun kaderini kendi performansına bağlayan baskın ve güçlü liderlere pek sıcak bakmıyorlar. Yüksek performanslı ekipler oluşturup yönetebilen, organizasyonda sürekliliği sağlayacak başka liderler geliştiren alçak gönüllü profiller tercih ediliyor.

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği olarak organizasyonların insan yönetimi becerilerini geliştirmek için Akademi, Bilgi Yönetimi çatısı altında program ve araştırmalarımız, kongrelerimiz, zirvelerimiz ve projelerimizle aralıksız çalışıyoruz. Bir tarafta iş güvenliği gibi temel ve önemli konulara vakit ve enerki ayırırken diğer yandan da pozitif psikoloji uygulamaları gibi çalışanın kendini ifade edebildiği çalışma ortamlarının oluşmasına katkıda bulunan uygulamaları destekliyoruz .

Sizlerin de gönüllü desteklerinizle organizasyonların sürdürülebilirlik ve etkinliklerini artırmak için çalışmalarımıza ve en yeni trendlerle sizleri buluşturmaya devam edeceğiz,

Haydi siz de gönüllü olun, İşyerlerini hayatın anlamını paylaştığımız çalışma ortamlarına dönüştürmek için hep birlikte çalışalım.

Sevgi ve Saygılarımla,

Bir Cevap Yazın